TÜM HABERLER

AB STANDARDINA BİZ 'EVET' DİYORUZ, YABANCI HİPERMARKETLER KARŞI ÇIKIYOR

Makromarket AŞ'nin kurucusu Şeref Songör 'ü ilk kez İstanbul Perakendeciler Derneği (PERDER)'nin bir toplantısında dinlemiştim. Ülkemiz perakende sektörüne ilişkin görüşleri ve sorunları ortaya koyuş biçimi dikkatimi çekmişti.

Şeref Songör konuşmasında meselelere sektörel boyutta bakarken, çözümlerin bizzat kendilerinde olduğunu söylüyor ve perakendecileri güç birliğine davet ediyordu. Songör, sektörünü davet etmekle kalmadı, sekiz bölgede konuşlanmış perakende derneklerinin Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) çatısı altında toplanmasına öncülük etti. Songör ile söyleşimizi mutat olduğu üzere bireysel, kurumsal, sektörel konular üzerinde yaptık. Ancak onun TPF'deki sorumlulukları bizi ülkemiz üretiminden, üreticisinden ve bu üretimden var edilecek Türk markalarına kadar götürdü. Başkanın baktığı yerden perakende sektörü ve Türk üreticisinin birlikte yapacağı pek çok fırsat olduğunu biliyorum. Gördüğüm bir başka şey daha küresel perakende markalarının yereller üzerindeki baskısıydı. Çözüm mü? Başkan Şeref Songör 'ün öngörülerinde pek çok çıkış yolu var!

ANADOLU'DAN PERAKENDE MARKASI ÇIKAR MI?

Kayseri Develi eşrafından altı çocuklu bir ailenin üç numarası olarak dünyaya gelir Şeref Songör. Eh, doğduğu bölgenin gereğidir ticaret erbabı olmak. O da daha 15 yaşındayken kendi işini Develi Akü Sanayi Kolektif Şirketi'ni kurar. Ailece Ankara'ya göçtüklerinde de şimdiki perakendeciliğin temeli olan baba-dede mesleği bir bakkal dükkânı açarlar. Şeref Songör aile işinin dışında kişisel vizyonuna katkı sağlayacak pek çok yan iş yapar. Nakliyecilikten Ülker'de satıcılığa kadar geniş bir yelpazede perakendeciliğin tüm aşamalarını öğrenir. O yıllarda perakende sektöründe tanzim satış mağazaları ve kantin kooperatifleri vardır. Az sayıda iyi mağaza sektörde yer alıyorken yurtdışındaki başarılı örnekler Songör'ün dikkatini çeker. Kardeşlerini birlikte iş yapmak üzere davet eder. Songör'ün yaşam düsturundaki en önemli konu hayatın her alanında fayda üretmek. Bu nedenle de uğraştığı alanlarda faydayı görmek ve göstermek istiyor. "Keşke" demeyi sevmeyen Songör, bardağın dolu tarafına bakanlardan. İş üretmenin zaman zaman "keşke" dedirtecek durumlar oluşturduğunu ancak kişiliğinin şekillenmesinde önemli bir yer tutan babaannesinin kendisine "keşke dememeyi" öğrettiğini söylüyor.

Uzun vadeli plan, proje ve hedefler üzerinde çalışmayı da seven Songör, 19 yıl süren emeğinin karşılığını şimdilerde alıyor. Uzun vadeli vizyon Songör kardeşleri, 1990 yılında Keçiören'de açtıkları iki marketten bugün 105 mağazasında 4 binden fazla çalışanı istihdam eden ulusal bir zincir konumuna getiriyor.

Ana şirket Şeref Makromarket AŞ'nin öne çıkan markası Makromarket ama grubun beş ayrı girişimi daha var. Grubun inşaatlarını yapan ve lojistik merkez yönetimini yapan Nokta İnşaat AŞ, Özel Hayat Eğitim Kurumları ve Hayat Vakfı, Ankara Lale Restoranları, Makrobirlik Sigorta Ltd. Şti. ve Makro FM-94,8.

FEDERASYON SADECE TİCARÎ KAYGILARLA KURULMADI

2006 Eylül'ünde Ankara, İstanbul, Bursa, Ege ve Karadeniz PERDER ile kurulan TPF'e daha sonra Batı Karadeniz, Güneydoğu ve Kayseri de katılmış. Şimdilerde kurumsallaşma süreci içinde olan pek çok bölge de gelecekte federasyon içinde yer alacak. 200'den fazla market markasını çatısı altında toplayan federasyonun misyonu; rekabet adaletinin sağlanacağı yasal düzenlemelerde etkinlik gösterip, bilgi ve tecrübe paylaşımının oluşturacağı sinerjiyle perakendecilerin sürekli gelişimini sağlamak.
TPF'nin amaçlarına gelince; hem sektör içinde hem sektörle bağlantısı olan sektörlerde, hem kanun koyucuyla hem de üçüncü partilerle yürütülecek çok yönlü bir görev tanımı var. Bir yandan üyelerinin iş yapış ve entelektüel birikimlerine katkı sağlarken diğer yandan da kanun koyucu nezdinde güç birliği oluşturmak. Toplumun tüketim kalitesini artırırken meslek ilkelerine uyarak ahilik anlayışını yaşatmak ve mesleğin onurunu korumak amaçları arasında.
Kurumsallaşma sürecini tamamlayan TPF, 21 Mayıs'ta "Yerel Zincirler Buluşuyor" konseptiyle tüm üyelerinin katılacağı bir konferans da düzenliyor. Bu konferansın amacı geleceğe bakmak, birlikteliğin oluşturduğu sinerjiyi görmek ve göstermek.

KÜRESEL MARKALAR, YERLİLERİ HAREKETE GEÇİRDİ

TPF Başkanı; "2006'da küresel perakende markaları Türkiye'ye geldiğinde ülkemizdeki var olan yapıyı da iyi yönde etkilediler. Aslında o güne değin birlik olma konusundaki arayışlarımız önce perakende derneklerine sonra federasyona dönüştü. İhtiyacımızın altını çizerken gördük ki, büyümek ve büyürken de birlikte bir şeyler yapmayı istiyorduk. Bu çok zordu çünkü bir yanda bireysel kaygılarınız diğer yanda sektörel sorumluluklarımız vardı. Bir anlamda rakip olan kurumlar, federasyon çatısında aynı hedefe doğru yürüyorlardı. Ancak bu zoru da başardık." diyor.

YEREL MARKETLERLE KÜRESELLER ARASINDAKİ TEMEL AYRIMLAR

Şeref Songör'ün perakende sektörü için çarpıcı öngörüleri var: "Aslında verilen hizmet de, satış sistemi de birbirine benzer. Ancak yerel ile yabancı arasındaki kesin ayrım; yerel perakendede oluşturduğumuz cironun daha çok ülkemizdeki üretime yönelik gayretimizle, Türk ürünlerine maksimum değerin kazandırılmasında. Dış ticaret yaklaşımından bakarsak, yabancı markalar doğal olarak kendi ülkeleri için değer oluşturur. Türk tüketicisine de bu ürünler ya distribütörlüklerle ya da işbirliği içinde oldukları kendi ülkelerinin perakende mağazalarının raflarında sunulur. Var olan işbirlikleri nedeniyle de yabancı ürün markaları raflarda geniş bir biçimde yer alır. Bu görünürlük marka algısını yükseltir. O halde yerli markalar, yerli zincirlerle daha yakın olmalı diyebiliriz. Ancak yerli üretim de kaliteli ürünlerle raflarda yer almalı."
"Türk üreticilerin ihtiyacını karşılayacak raf dizaynı yapmak ve bunu uygun şartlarda Türk tüketicisine sunmak gerekiyor. Bugün küresel marka olmuş perakende mağazalarına baktığımızda yola 1950'li yıllarda çıktıklarını görüyoruz, yani biz epey geç kalmışız. Küresel markalar, devlet desteğini de alarak geliyorlar. Bu organize olmuş gücün karşısında yeniden filizlenmek çok da kolay değil. Ancak bunca tehdidin yanında TPF'in uluslararası hedefleri arasında Türkiye'nin doğusundaki ülkelere gitmek var. Bu hedefe üreticilerimiz, KOBİ'lerimiz ve yerel perakende zincirlerimizle birlikte gideceğiz. Üretmeden tüketmenin mümkün olmadığını son küresel krizde gördük. Sadece hizmet üreterek var olmak artık mümkün değil. O halde Türk üreticisini büyütecek, desteleyecek girişimlerde bulunmalıyız. Yurtdışı yatırımlarımız üreticimizin büyümesine katkı sağlayacaktır çünkü mağazalarımızın rafları Türk ürünleriyle dolu olacak. Aslında kriz bu boyutta olmasaydı sınır ötesi mağazalaşmaya geçmiş olacaktık. Üyelerimizin ortak olduğu Fayda AŞ de Türk üreticisini koruma amaçlıdır. Tek hayalim, bu çabalarımız sonucu ülkemizden üç perakende markasının dünya markası olmasıdır."

SARKOZY CARREFOUR'U, MERKEL METRO'YU ERDOĞAN'A ANLATTI

"Dünya pek çok alanda ürün ve hizmetleri kişiselleştiriyor çünkü artık tüketicinin beklentisi bu. Perakendede de kişiselleşme başladı. Trendleri çok önceden belirleyip hızlı üretme ve hızlı tüketme devri geliyor. Yenilikçilik ise olmazsa olmaz olacak. Kaynakların doğru kullanımı her zamankinden daha çok önem kazanacak." diyen Şeref Songör, Carrefour ve Metro'nun ülkemizdeki avantajları için en üst düzeyde girişimlerde bulunduklarını, kurumların CEO'larının Başbakan'la görüştürüldüğünü söylüyor. Ülkemizdeki perakende sektörünün AB standartlarındaki düzenlemelerle yönetilmesinin doğru olduğunu belirten Songör, ancak bu konuda da yabancı perakendenin kamuoyu oluşturarak bu oluşumu da engellemeye çalıştığını söylüyor.
Başkan Songör küresel perakendecilerin satışını destekledikleri ürünleri öne çıkaracak her türlü pazarlama faaliyetini yaptıklarını, bu ürünlerin satışıyla bir başka kültürün yaşam biçimini de satın aldığımızı ifade ediyor. Başkan Songör, "Artık sıcak ve soğuk savaşlar bitti. Şimdilerde ekonomik savaş yapılıyor. Salgın hastalıkların bile ekonomik savaşa hizmet ettiği konuşulurken, ülkemiz ve kaynaklarımız adına daha dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bazen bir gerekçeyle ürünlerini düşüncelerimizde protesto edeceğimiz ülkelere tepkimizi dahi göstermez olduk. Çünkü tüketici, protesto ettiğimiz ürünleri doğrudan istiyor. İşte bu noktada stratejik konum perakendecinindir. En ucuz muzu, domatesi gelişmiş ülkeler yiyor ama onlar bunların hiçbirini üretmiyor. Oysaki üretici ülkelerde bu ürünler daha pahalı. Çünkü dünya gelişmiş ülkeler için bütünüyle bir üretim alanı ve başka ülkelerin kaynaklarını rahatlıkla kullanıyorlar. Bu gelişme, sahip olduğumuz kaynakları doğru kullanmamız gerektiği anlamına da geliyor. Bunun için yerel üreticiyi, markayı koruyan yerel perakende çok önemli. İşte bu nedenle enerjiden sonra en stratejik sektör bence perakendedir." diyor.
Yerliler 19 yıl önce birleşseydi manzara çok farklı olurdu
1990 yılında yerel zincirler olarak ilk birlik girişiminde bulunduklarını; ancak amacın o yıllarda hasıl olmadığını dile getiren Şeref Songör, "Perakendenin, üretim ve tüketimi düzenleyen bir kavşak olduğuna inanıyorum. 19 yıl önce birlik olma konusundaki girişimimiz başarılı olsaydı, bugün sektörümüz ve markalarımız adına hayallerimizi gerçekleştirmiş olurduk." şeklinde konuşuyor. "Dünya markası olmuş ürünlerin yine dünya markası olmuş perakende markalarıyla yayıldıklarını ve korunduklarını biliyoruz. Ülkemize gelen küresel perakende markalarının raflarında da kendi ülkelerinin markalarını kayırmalarını bir dereceye kadar da anlıyoruz. Ancak Türk üreticisinin emeği ürünleri de yeterince raflarda görmek istiyoruz. Üreticinin tek başına küresel perakendecilerle mücadele etmesinin mümkün olmadığını biliyor ve yerel zincir raflarında Türk ürünlerine daha çok yer verme gayretimizi sürdürüyoruz." diyen TPF Başkanı Şeref Songör, yerel market zincirlerinin yurtdışında da yatırım yapacağını söylüyor.

Zaman Gazetesi GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU Röportajı
14 Mayıs 2009, Perşembe